Nato


++ DERİN NATO-GLADYO ++(Erbakan Hoca-Hasan Mezarcı- Okumayan Kaybeder)İlk defa anlatıyorum. Meselenin önemini iyi anlamanız için anlatıyorum. Lütfen dikkatli okuyun dostlar.Hasan Mezarcı, Refah Partisi milletvekili olunca Türkiye’de hiç kimsenin cesaret edemeyeceği bir iş yaptı. 3 aylık bir çalışmadan sonra Derin NATO dediğimiz yapılanmayı meclise taşıdı. Yanı ABD’nin kurduğu derin yapıyı. Derin NATO ile ilgili derin çalışmasını bitirip meclise önergeyi verecekti. Uzmanlardan bilgi aldı. Derin araştırmalar yaptı. Çok önemli bilgilere ulaştı. Meclise vereceği Derin NATO önergesinden kimsenin haberi yoktu. Ya da o öyle zannediyordu. RP lideri Erbakan Hoca bir gün kendisini odasına çağırdı. Meclise vereceği Derin NATO(Gladyo) önergesinden vazgeçmesini istedi. Hasan Mezarcı şaşmıştı

.Mezarcı Erbakan Hoca’ya: “Hocam nereden haberiniz oldu?” diye sordu.erbakan Hoca, üç yüksek rütbeli askerin gelerek önergenin verilmemesi için tehdit ettiklerini söyledi. Erbakan Hoca ve partiye yönelik nereden geldiği belli olmayan büyük bir baskı başladı.Hasan Mezarcı’nın üzerinde çalıştığı konu çok hassastı. Fakat Mezarcı, 12 arkadaşıyla birlikte 1 Aralık 1992’de Amerika’nın derin yapısının araştırılması için önergeyi TBMM’ye verdi. İçinde birçok önemli belge vardı. Hasan Mezarcı çok büyük bir yapıya savaş açmıştı.Bu yapıyla uğraşan birçok gazeteci, hâkim, savcı, doktor, siyasetçi, asker öldürülmüş ve failleri bulunamamıştı. Öldürülen Uğur Mumcu, Adnan Kahveci, Eşref Bitlis, Turgut Özal bunlardan sadece biriydi. Hasan Mezarcı bu yapı hakkında meclise önerge verdiği gibi konferanslarında da bu yapıyı anlatıyordu.Ayrıca yakın tarihte CHP’nin yaptığı karanlık işlerin de aydınlatılması için önergeler vermişti. Bu önergeler de çok önemliydi. Önergelerin bir ucu Sabataistlere de dayanıyordu. Peki sonra ne oldu?Medya bir anda Hasan Mezarcı’ya yönelik bir saldırı başlattı. Sonra araya yargı girdi. Hasan Mezarcı’ya yönelik arka arkaya davalar açıldı. Linç kampanyası başlatıldı. İki hafta içinde açılan dava sayısı 150’yi buldu. Refah Partisine baskılar arttı. Parti artık dayanamayıp 1994’te Hasan Mezarcı’yı partiden çıkarmak zorunda kaldı. Generaller, savcılar,

emniyetçiler Mezarcı’yı açıkça tehdit etmeye başladılar. Ve sonunda hapse alındı. Şevki Yilmaz’ın anlattığına göre Mezarcı her duruşmada “Beni zehirliyorlar, ilaç veriyorlar” diye feryat ediyordu. Biyokimyasal ürünlerle zihni ve sağlığı ile oynuyorlardı. Nitekim bunu Salih Mirzabeyoğlu’na da yaptılar. Şimdi dikkatli okuyun. Hasan Mezarcı 1997’de hapisten çıktığında zihnini kaybetmişti. Artık eski Hasan Mezarcı kalmamıştı. Allah tarafından Peygamber ilan edildiğini söylüyordu. Yetmedi bir de Reha Muhtar’a canlı yayında linç ettirildi. Zihni artık gitmişti. İlginç elbiseler giymişti. Kendini Mehdi mesih ilan etmişti. Reha Muhtar canlı yayında rezil etmişti.Tüm bunları yaptıran Derin NATO(Gladyo) idi. Yani önce Derin NATO’ya bağlı medya tehdit etti, sonra yine Derin NATO’ya bağlı yargı yordu ve korkuttu. Sonra Derin NATO’ya bağlı emniyet tutukladı. Sonra Derin NATO’ya bağlı doktorlar görev alıp zihniyle oynadı. Sonra hapisten çıkınca Derin NATO’ya bağlı medya görevlilerine alay ettirildi. Nasıl bir şebeke ama. Bakın dostlar buraya dikkat.Bu ülkede Derin NATO’yu bilmeyenler yaşanan hiçbir şeye anlam veremez. Zihnine hâkim olmuş bir anlamdışılık ile yaşar…NATO deyince aklınıza savaş ve savaş silahları geliyor. Yanılıyorsunuz. NATO’ya giren ülkelere bir şart koşuldu: NATO’nun ülkede gizli bir yapılanma kurmasına izin verilecekti…Bu yapılanma iki bölümden oluşuyor: Yeraltı ve yerüstü. Yerüstü tamamen askerlerden oluşuyor. General, albay, teğmen, subay.

…Yeraltı yapısını hiç sormayın. Çok karmaşık ve gizli. Kimler mi var? Gazeteci, yazar, hukukçu, polis, doktor, muhendis, bürokrat, siyasetçi, esnaf… Her parti ve devlet kurumunun içindedirler…28 Şubat darbesini de Derin NATO yaptırmıştı. Büyük bir Medya, hukuk, emniyet, bürokrasi ve askeri darbeydi 28 Şubat…Şimdilik bu kadar. Sadece şimdilik…NOT: Hasan Mezarcı, Fetullahçı Yapının Derin NATO’nun neresinde olduğunu çok iyi biliyordu. Erbakan Hoca da biliyordu. – Mustafa Güldağı –

log in

reset password

Back to
log in